92406 kayıt bulundu.
1. isim , isim , isim , isim , Küçük dalga
1. Kıyılardan gelen rüzgârlar, denizin küçücük dalgacıklarıyla oynaşıyorlar.
1. Kıyılardan gelen rüzgârlar, denizin küçücük dalgacıklarıyla oynaşıyorlar.
1. isim , isim , denizcilik , denizcilik , isim , isim , denizcilik , denizcilik , Kıyıdaki yapıları, tekneleri, dalgaların yıpratıcı etkisinden korumak veya gemilerin yük alıp boşaltmasını sağlamak amacıyla liman ve iskele önlerine yapılan uzun set
1. Limanın dalgakıranı ucundaki deniz fenerine doğru ilerledim.
1. Limanın dalgakıranı ucundaki deniz fenerine doğru ilerledim.
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Dalgalanma ihtimali veya imkânı bulunmak
1. -i , -i , -i , -i , Dalgalandırma ihtimali veya imkânı bulunmak
2. Dalgalandırmaya gücü yetmek
1. -i , -i , -i , -i , Dalgalı duruma getirmek, dalgalanmasını sağlamak
1. Preveze Harbi'nde Bora Reis de sancak dalgalandırdıktan sonra muzaffer donanma ile ilk defa İstanbul'a geldi.
1. Preveze Harbi'nde Bora Reis de sancak dalgalandırdıktan sonra muzaffer donanma ile ilk defa İstanbul'a geldi.
1. isim , isim , isim , isim , Dalgalanma işi
1. Yemekte fazla şarap içmiş olduğunu hissettim, bir dalgalanış sesini parlatıp söndürüyordu.
1. Yemekte fazla şarap içmiş olduğunu hissettim, bir dalgalanış sesini parlatıp söndürüyordu.
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Çabucak veya ansızın dalgalanmak
1. Hatice'nin yüzü o leylak rengine çalan pembeliği ile dalgalanıverdi.
1. Hatice'nin yüzü o leylak rengine çalan pembeliği ile dalgalanıverdi.
Telaffuz : dalgalanı'vermek
1. isim , isim , isim , isim , Dalgalanmak işi
1. Lakin deniz görmemiş bu insanların ilk dalgalanmada güverteyi berbat edişlerini müşahede etmeniz kaçınılmaz.
1. Lakin deniz görmemiş bu insanların ilk dalgalanmada güverteyi berbat edişlerini müşahede etmeniz kaçınılmaz.
2. ekonomi , ekonomi , ekonomi , ekonomi , Mal fiyatlarının türlü sebeplerle inişi veya çıkışı
3. Pek çok kimsede bir anda yaratılan güçlü heyecan, sansasyon
4. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Bir toplumda uyumsuzluktan doğan karışıklık
5. spor , spor , spor , spor , Koşu duruşunda, dizlerin hafif bükülmesinden ve kolların gevşek olarak öne yukarı doğru kaldırılmasından sonra, dizlerin gerilerek gövdenin doğrulmasıyla vücudun diz, kalça, bel, sırt, baş ve kollarda geliştirdiği bir dalga hareketi
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Üzerinde dalga oluşmak
2. Renk, ton değiştirmek
1. Yüzünde belli belirsiz bir pembelik dalgalanmıştı.
1. Yüzünde belli belirsiz bir pembelik dalgalanmıştı.
3. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Hareketli olmak, kıpırdamak
1. Kadının simsiyah saçları, gelişigüzel rüzgârın önüne bırakılmış, dalgalanıyor.
1. Kadının simsiyah saçları, gelişigüzel rüzgârın önüne bırakılmış, dalgalanıyor.
4. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Tutarlı olamamak, tutarlı davranışlarda bulunamamak
1. ekonomi , ekonomi , ekonomi , ekonomi , paranın gerçek değerini bulması için girişimde bulunmadan beklemek
2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , bir konu için girişimde bulunmadan beklemek
dalgalı akım, dalgalı borçlar, dalgalı kur
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Dalgası olan
1. O, bütün hayatı dalgalı bir ummanda ve kaptan köprüsünde geçen kocasından, sahilde sessiz bir balıkçı kulübesine mahsus bir yaşayış istemez.
1. O, bütün hayatı dalgalı bir ummanda ve kaptan köprüsünde geçen kocasından, sahilde sessiz bir balıkçı kulübesine mahsus bir yaşayış istemez.
2. Dalga dalga görünen
1. Dalgalı kumaş.
1. Dalgalı kumaş.
3. Kıvrımlı (saç)
1. Dalgalı ipek saçlı başı kardeşinin göğsüne sokuldu.
1. Dalgalı ipek saçlı başı kardeşinin göğsüne sokuldu.
4. Açıklı koyulu (renk)
5. fizik , fizik , fizik , fizik , Belli dalga boylarını alabilen, alternatif
1. Üç dalgalı radyo.
1. Üç dalgalı radyo.
dalgalı akım üreteci
1. isim , isim , fizik , fizik , isim , isim , fizik , fizik , Bir çevrimde akış yönü sürekli değişen akım, alternatif akım
1. isim , isim , fizik , fizik , isim , isim , fizik , fizik , Dalgalı elektrik akımı veren üreteç, alternatör
1. isim , isim , ekonomi , ekonomi , isim , isim , ekonomi , ekonomi , Devletin bir bütçe dönemi içinde gelirlerin giderleri karşılamadığı zamanlarda sağlamış olduğu kısa vadeli krediler
1. isim , isim , ekonomi , ekonomi , isim , isim , ekonomi , ekonomi , Döviz paritesinin alış ve satış değerlerinin serbest piyasa kurallarına göre Merkez Bankasının müdahalesi olmaksızın belirlenmesi
1. isim , isim , isim , isim , Oluşan dalgaların yüksekliğini ve derinliğini ölçen alet
Telaffuz : dalga'ölçer